Mizmer Danışmanlık

19 Aralık 2017

2.7M Kişi Okudu

12 Yorum

Hipnoterapi Nedir ?

Tıp tanrısı olan Asklepios’un üç çocuğu vardır. Bunlar; Hijen (Temizlik Tanrısı), Hedes (Ölüm Tanrısı) ve Hipnoz (Uyku Tanrısı) dur. Hipnoz kelime olarak uyku anlamına gelse de tam bir uyku hali olmayıp uyku ile uyanıklık arası bir durumdur.

Hipnozda çevrenin farkındalığı azalır ve bilinç bir kenara çekilerek bilinçdışı telkine hazır hale gelir. Bilincin kritik eden, yargılayan bölümü atlanmış olur. Buna bizi sınırlayan inançların gevşetilmesi ve sınırların kaldırılması diyebiliriz.

Danışanlarımıza daha önce hipnoz oldun mu diye sorduğumuz da hemen hemen tamamında ‘hayır’ yanıtını alırız. Peki araç sürerken bir an daldığımızda ve gideceğimiz yere vardığımızda “buraya nasıl geldim hatırlamıyorum, düşüncelere daldığımda arabayı kullanan kimdi?” diye sorduğumuzda bu durumun spondan(kendiliğinden olan) hipnoz olduğunu bilmeyiz. Ya da yemek yaparken düşüncelere daldığımız da yemek yapmaya devam eden hangi bilincimizdir? Hiç olmasa bile, uykuya dalmak üzere ve uykudan uyanmaya başladığımız uyku-uyanıklık arası o ara dönemde günde en az iki kere gün içinde hipnoz oluruz. Hipnoz doğaldır, çünkü bir çok kez bunu kendi kendimize yaşar ve deneyimleriz. Heyecanlı bir film izlerken sanki sinemada yanımızdaki insanlar yok olmuş da tek başına, sahne ile baş başa kaldığımızda telkine, reklama hazır hale geldiğimiz de yine hipnoz olmuş oluruz.

Günlük hayatımızda analiz ettiğimiz her durumu biz yüzeysel bilincimizle yönetiriz. Trafik, çocukların eğitimi, iş yaşamımız, ekonomi yönetimi, alışveriş gibi. Oysa bilinçdışı bize birşeylerin ters gittiğini rüyalar, dil sürçmeleri, sakarlıklar ile göstermeye çalışsa da biz onu dinlememekte ne yazık ki diretiriz. İşte hipnoz yöntemiyle sürekli sorgulayan, muhakeme eden, ön yargılı bilincimize “bize müsaade eder misin?” deriz.

    Bu yöntemin etkinliği üç aşamaya bağlıdır.
  1. Kişi sorunundan kurtulmak isteyecek
  2. Uygulanan yönteme inanacak
  3. Sorununun bu yöntemle geçeceğine inanacak.

Hipnoz yöntemi fobi, gece idrar kaçırma, tırnak yeme, parmak emme, sigara vs bağımlılıklar, kaygı, panik bozukluk, özgüven problemi, ağrı, depresyon, sindirim sistemi rahatsızlıkları, sertleşme problemi-erken boşalma-vajinismus gibi cinsel işlev problemlerinde, anestezide, kilo probleminde, sınav kaygısı gibi durumlarda tek başına veya yapılan başka bir tedaviye ek olarak etkin bir şekilde uygulanabilir.

İlk görüşme de mayalama dediğimiz danışanın hipnoza uyumu sağlanır ve haftada iki kereden toplam 7-8 seans belirlenir. Ancak bunlar kesin sınırlar değildir. Birkaç seansta şikayetleri tamamen geçtiği gibi daha da fazla seans uygulanan danışanlarda vardır. Bir düşüncenin davranış haline gelmesi için ortalama 21 gün geçmesi gerekir ve bu arada ne kadar hipnoz yapılır, telkin tekrarlanırsa etkinliği o ölçüde artar.

Hipnozun herhangi bir yan etkisi yoktur. Bu yöntemde sizin zihninizi kontrol etmek, utanılacak şeyler yaptırmak, itirafların olması, uyanamama, kendinden geçme gibi olumsuzluklar olmaz. Kendinizi “değişik, farklı” gibi tanımlamalarla hipnozdan çıkmış bulursunuz.

Bu terapi yönteminin uygulamasının sakıncalı olduğu durumlar paranoyaklık, şizofreni-bipolar bozukluk gibi psikozlar ve zeka geriliğidir.

Düşünülen ve bilinenin tam tersine bilgi ve kültür yönünden zengin, zeki kişilerde hipnoz uygulaması çok daha hızlı ve etkindir. Zayıf karakterli, kolay etki altında kalan insanlar daha kolay hipnoz olur düşüncesi bu nedenle yanlış bir inançtır.

Hipnoz, eğer gerçekten ister, inanır ve güvenirseniz sorunlarınızın çözümünde rahatlıkla ve iradi güçlükler yaşamaya gerek kalmadan kullanabileceğiniz altın bir anahtar gibidir.