Mizmer Danışmanlık

19 Aralık 2017

2.7M Kişi Okudu

12 Yorum

Fonksiyonel Tıp Hizmetleri

Fonksiyonel Tıp Nedir ?


Fonksiyonel tıp, hastanın mevcut şikayet ve semptomlarını bastırmaya değil onun şikayetleri arasındaki bağlantıyı uyku, beslenme vs ile birleştirebilen ve şikayeti baskılamaktan ziyade bütünsel sağaltımı hedefleyen bir yaklaşımdır.

Neleri Kapsar ?


Kanserden hipertansiyona, diyabetten parkinsona kadar özellikle kronik hastalıklarda 21. yüzyılın tıbbı olan ve günümüzde Amerikada ileri noktalara ulaşmış ve hızla ilerleyen ciddi bir tıp ekolüdür.

Bu ekolün en ünlü doktorlarından biri olan Dr. Mark Hyman Fonksiyonel Tıbbı şöyle açıklar:

“Birbirinden farklı organların birbirlerinden bağımsız bir şekilde nasıl çalıştıklarını anlamaya çalışmak yerine, vücudun sistemik bir bütün olarak nasıl çalıştığını anlamamız gerekir. Biz insanları tedavi etmeye çalışmalıyız, vücutlarının parçalarını değil. Hastalığın belirtilerini değil ana nedenlerini tedavi etmeliyiz.”

Ya da sevgili Mustafa Atasoy hocamın dediği gibi “Siz organları uzmanlar gibi ayrı polikliniklerde çalışıp öğle arası bir araya mı geldiğini sanıyorsunuz.” Fonksiyonlardaki bozukluk ve uyumsuzluğa odaklanmadığımızda ve de bir tanı koyamadığımız zaman “hastaya bir şeyin görünmüyor, tüm tahliller normal” demekten başka bir şey olmuyor. Ya da bir tanı koyduğumuzda da ilaç yazmak bir reflekse dönüşüyor.

Bunu şu şekilde açıklayabilirim; avucuma sığan bir büyüklükte içi hava ile dolu bir balonu elimde tuttuğumu hayal edin. Ve yavaş yavaş o balonu sıkmaya başladığımı ve bir süre sonra parmaklarımın arasından o balonun taştığını düşünün, işte parmaklar arasından dışarıya taşan herbir şişkinlik hastanın semptomlarını temsil eder. Kabızlığın mı var dahiliyeye gidersin, tansiyon mu çıktı doğru kardiyolojiye, eklemlerin mi ağrıyor fizik tedavi ya da olmadı ortopedi veya romatolojiye vs. En sonunda ‘sen herşeyi çok mu kafana takıyorsun’ deyip bir antidepresan başlanabilir. İşte basınca maruz kalmış balonun parmakların arasından taşan şişkinliğe değil o basıncı oluşturan ana bozukluğa odaklanmak en basit tabiriyle “ bu hasta neden bu hale geldi, ondaki fazlalık nedir ve/veya eksiklik nedir ?” sorularını sormak mihenk taşıdır.

Oysa tıp fakültesinde verilen eğitim sonucunda “hastalığın ismini koy, ilaçlar otomatik aklına gelir ve sen onlar arasından bir tane seçersin” metodu geliştiriliyor. Bu eksik bir yol haritasıdır, bununla bir hastada sağaltım hele ki kronik hastalıklarda mümkün değildir, sadece şikayet bastırılır, doktor rahat bir nefes alır hasta da ya geçici olarak rahatlayıp sonra başka bir doktora gider ya da farklı farklı görünen oysa birbiriyle bağlantılı olan başka şikayetleri için birçok branşın kapısını aşındırır.

Ciltteki kaşıntılarınız, barsak problemleriniz, eklem ağrılarınız, kronik yorgunluğunuz birbiriyle bağlantılıdır ve integratif(bütünsel) yaklaşımla bunlar arasında ki bağlantıyı kurmak fonksiyonel tıbbın işidir. Mesela insülin direnci bu kadar artmışken neden kimseye insülin duyarlılığını azaltan tarçın önerilmez. Ya da 80 kg lık bir insanın vücudunun %10 u yani 8 kg kadarı mitokondri ise neden hekimler kronik yorgunlukta hücrenin bu enerji santralini desteklemeyi düşünmez.

Total İyilik Halini Hedeflemek


İntegratif(bütünsel) yaklaşımın temeli olan bu yaklaşımda da aynı yaşta, aynı cinsiyette ve benzer şikayetleri olan hastaların tedavisi benzer basmakalıp tedavilerden ibaret değil tamamen o hastanın çocuklundan erişkinliğine, mesleğinden uyku düzenine kadar tüm yaşam tarzına bireyselleştiren bir tedavi metodudur. Burada doktor bir dedektif gibi hareket eder ve puzzle ın parçalarını birleştirerek bütünü hedefler. Tedavide klasik tıp daki tedaviden farklıdır. Bu tedavi klasik tıp da çokça yapılan “bu ilaçları kullan, yürüyüş yap ve hamurlu gıdalardan uzak dur” gibi basmakalıp önerilerden ziyade hastanın hastalığı hakkında bir farkındalığının oluşturulduğu, tedaviye ortak olduğu ve bilinçli beslenmeden doğru egzersize, toksinleri atma dediğimiz detoks protokollerinden destek ürünlerine, bir türlü onu dinlendirip yenilendirmeyen uyku hijyenine kadar birçok noktadan hastayı destekler ve cesaretlendir. Ve muhakkak surette hastadan işbirliği talep eder.

Herşeyden önce insanın bedensel işleyiş ve ruhunu bir bütün olarak ele aldığı gibi, tüm fizyolojisine de bir bütün olarak bakar. Hastalığın hangi uzmanlık dalı altında yattığı önemli değildir. Önemli olan bu hastalığa sebebiyet veren ana neden veya nedenlerdir. Bu nedenler kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Ve bu birşeylerin fazlalığı da olabilir ve/veya eksiklikliği de olabilir. Bir insanın gün içinde yapması gerekenleri yapmaması ve yapmaması gereken şeyleri kulak ardı edip yapması tüm hastalıkların başlatıcı faktörüdür.

Ayrıntılı Bir İnceleme Ve Hastalıkların Asıl Tetikleyici Nedenini Bulma


Bu yöntemi kullanan doktorlar, hastanın sadece şikayetini dinlemekle veya bir kaç kan tahlili sonucu tedaviye karar vermezler. En başta hastayı uzun uzun aktif olarak dinlerler. Hatta anamnez dediğimiz hastalığın tıbbı öyküsü bile bir saate yaklaşabilmektedir. Tamamlayıcı tıp ve klasik tıp birbirinden kopuk ilken bu ekol her ikisiyle de yakın ilişkilidir. Elbetteki fonksiyonlara bir bütün olarak bakan tıp doktoru da birçok kan vb. modern tetkilerden en etkin şekilde istifade ederler.

Bu yeni sistemin uzmanları, hastaların hikayelerini dinlemekte, onlarla zaman geçirmekte, sağlık durumlarını etkileyebilecek ve kompleks, kronik hastalıklara yol açabilecek genetik, çevresel ve yaşam tarzı faktörlerini ve aralarındaki etkileşimleri inceler ve bu konuda o hastada onun mizacına uygun bir farkındalık oluştururlar.

Fonksiyonel Tıp uzmanları, hastalıktan daha çok hastaya odaklanır ve de hastanın şikayetlerinden yola çıkarak ana nedenlerini tespit ederler. Bu kadar detaya girmek ilk başta zaman kaybı gibi gelebilir. Ama o hastaya ruhsal, psikolojik ve bedensel bütünsellikle yaklaşmak ve doğru sağaltımı yapmak o hastayı benzer veya farklı birçok branşın kapısını aşındırmaktan kurtarır ve uzun vadede bütünsel bir sağaltım yaptığı gibi o hastanın ve başka birçok doktorun zaman kazanmasını sağlar. Sürekli farklı branşlarda şifa arayan ve birçok ilacı kullanan hastanın bu sağaltımı ülke ekonomisine de katkıda bulunur.

Bir ara deli dana hastalığı gündeme girdi ve insanlar sağlıksız piliçleri tüketmeye başladılar. Daha ileri tarihlerde kuş gribi adı altında birçok köy tavuğu itlaf edildi. Kırmızı et mi yemeliyim beyaz et mi? Yağlı yemek zararlı mıdır? Kilo vermenin yolu yağsız yemek midir? vs liste bu şekilde uzayıp gider. Oysa sorun hangi yağ, hangi tavuk, hangi balığı ve hangi sebze ve meyveyi tüketmemiz gerektiğidir. Sürekli bunlar arasında gündem çelişkilerle devinim gösteriyorsa sanatını doğru şekilde icra eden bir doktordan ham bilgi edinilebilir.

–Her Hastalığın Bir Tek Sebebi mi Vardır? Ya da Yapılan Bir Hata Sadece Bir Hastalığa mı Neden Olur?


Fonksiyonel tıpta bir hastalık birçok nedenden etkilenebildiği gibi bir neden birçok hastalığa sebebiyet verebilir.
Örneğin, fibromiyalji (genel kas ağrısı, kronik halsizlik ve yorgunluk) günümüz insanlarında çok fazla rastlanan ve yaşam kalitesini oldukça düşüren bir hastalıktır. Bu şikayetle gelen hastaya ağrı kesici veya depresyon ilacı yazmak kalıcı bir sağaltım sağlamayacaktır. Fibromiyaljinin birçok farklı nedeni olabilir. Bunlar barsak problemleri (gaz, şişkinlik, ishal, kabızlık vs), bozuk tiroid enzimleri, B2, B12, D vitamini veya folik asit eksikliği, dişlerdeki dolgulardan veya çalışma şartlarından kaynaklanan ağır metal birikimi, yiyecek alerjisi, yanlış yiyecek seçimi, kan şekerindeki hızlı yükselmeler ve bunu takip eden zamanda yine hızlı kan şekeri düşmeleri, sürekli stres sonucu yüksek kortizole maruz kalmak, cinsel hormonlardaki dengesizlikler ve başka birçok sebepten kaynaklanabilir. Bu bir hastalığın veya semptomun birden çok nedenden kaynaklanabildiğine örnektir.
Diğer örnek ise besin alerjisidir. Bu artık günümüzdeki beslenme şeklinden dolayı son derece yaygın bir durumdur. Ve en sık neden olduğu sendrom geçirgen barsak hastalığıdır. Barsaktaki geçirgenlik sadece çölyak veya ülseratif kolit gibi uç hastalıklar için geçerli değildir. Aynı zamanda gaz, şişkinlik, ara ara olsa da kabızlık ve/veya ishal, bel çevresindeki yağlanma gibi bir çok şikayetin altta yatan nedeni geçirgen barsak hastalığıdır. Bu mama ile beslenen bebekten, paketlenmiş ürün tüketen çocuğa, sürekli ağrı kesici veya antibiyotik kullanandan, kızartma, hamur işlerini çok fazla tüketene kadar, çok fazla ilaç kullanmak zorunda kalınan diyabet hastalığından alzheimer hastalığına kadar birçok durumda görülür. Ve bu besin duyarlılıkları yaşa ve cinsiyete bağlı olarak hastada farklı şikayetler oluşturur. Bu bir çocukta alerji, bir kadında adet düzensizliği, yaşı ilerleyen birinde erken bunama veya yoğun çalışan birinde taşikardi şeklinde kendini ifade edebilir. İşte tek problemin nasıl birçok sistemi aksattığının örneği.

–Ağacın bütününü görebilmek


Bir ağaç düşünün az veya çok meyvesi olsun. Ve bu ağacın meyvesinden biri veya bir kaçı hasta. Yeteri kadar ürün veremiyor. Bazı meyvelerin ise şekli bozuk. Ayrıca bu ağaç olması gereken boy dan daha kısa, yaprakları da kırışmış, pek hoş görünmüyor. Semptomları gidermeye/baskılamaya çalışmak bu meyvelere ilaç sıkmak gibidir. Oysa ağacın bütününe hatta toprağına, topraktaki minerallerine kadar incelemek integratif (bütüncül) yaklaşımı gerektirir. Yani, kronik hastalıklarda genelde hastalığın tek nedeni yoktur. Birçok nedeni olan hastalıklar tüm nedenleri çözülmedikçe tam tedavi edilemez.

Modern tıp ağırlıklı olarak ilaç ve ilaçlar üzerinden çözüm üretmeye çalışır. Bunda yetersiz olduğunda fizik tedavi, ameliyat gibi yöntemleri işin içine sokmaktadır. Bu yöntemler kendi için de değerli ve bir birikim sonucu olgunlaşmıştır. Özellikle acil hallerde bazen müdahale ve ameliyat hayat kurtarıcıdır. Ancak günümüz insanını artık bitiren kronik hastalıklara sadece ameliyat veya ilaçlarla yaklaşmak çoğu zaman yeterli gelmemektedir.

–İntegratif (Bütüncül) Bakış


Özellikle kronik hastalık durumları başta olmak üzere tüm semptom ve bulgulara bir hastalık olarak değil sağlıklı beden ve sağlıklı psikolojiyi bir bütün olarak görmek, hastanın şikayetlerini bir puzzle edasıyla bir araya getirmek, hastanın hem beslenmesi hem de uyku kalitesinin artırılması, detox yöntemleri ile beraber, nöralterapi, kupa, ozon, biorezonans vs in o hastaya özel biricikleştirilmesi ve aynı zamanda hastanın psikolojisine kişiye has mizaç ile yaklaşmak gerekir. Tüm bu orkestrayı bir şef edasıyla yönetmek integratif bakışla mümkündür.Tedavinin bütüncül olup tüm hastalık nedenlerini kapsaması ve beden ile ruhun tam iyilik halini hedeflemesi şarttır.

Ve bu tedavi prokolü ile birlikte, nöralterapi, akupunktur, kupa tedavi yöntemleri, her hasta için düzenlenen beslenme listesi, uyku hijyeni, mizaca uygun ruhsal rahatlama yöntemleri hastanın ihtiyacına ve hastanın durumuna uygunluğuna göre eklenir..

Böyle bir integratif (bütüncül) tıp doktoru, kişiye özel en uygun tedaviyi veren veya en uygun tedavi yöntemlerini en uygun şekilde kombine edip hastasına reçete edebilen bir orkestra şefi gibi hareket edebilendir.

Esenlikler dilerim…

Dr Sinan KORKMAZ