Çocuklarda Yas Kavramı

Bir kişinin hayatını kaybetmesi, bir anne-babanın çocuğuna açıklamakta belki de en çok zorlandığı konulardan biridir. Özellikle hayatını kaybeden kişi; aile içinden, çocuğun çok sevdiği ve bağlı olduğu biriyse ve kaybetme şekli ani ve beklenmedikse durum daha da zorlaşır. Anne-baba bir yandan kendi acılarıyla baş etmeye çalışırken, diğer yandan çocuklarının psikolojik dünyasında önemli yaralar açabilecek bu haberi çocuklarına nasıl vereceklerini düşünürler. Çünkü bu haberi verdikleri anın çocuklarının hafızasında belki de uzun yıllar silinmeyecek bir fotoğraf oluşturabileceğini derinden hissederler.

Yakın zamana dek erken yaşlarda çocukların ölümü anlayamayacakları düşünülürken, bugün artık çok küçük yaşlardan itibaren çocukların bu kavramı düşünmeye başladıklarını biliyoruz. Aslında çocuklar sandığımızın aksine; belki bir çiçeğin ve belki de besledikleri balığın yaşamını kaybetmesi vesilesiyle bu kavramla çok küçük yaşlarda tanışabiliyorlar. Ancak bu durumu algılayışları elbette içinde bulundukları yaş dönemine göre değişiyor. 2-2,5 yaş çocukları, basit bir biçimde “gündelik hayatta var olan birinin artık orada olmaması şeklinde” algılayabiliyorlar.5- 6 yaş çocukları ise biraz daha derinlemesine anlayabilirken, hayatını kaybeden kişinin bir daha geri dönmeyeceğini kavramakta güçlük yaşayabiliyorlar. 6-7 yaşta çocuklar yaşamın sonlanmasının evrenselliğini ve kaçınılmazlığını anlamaya başlarken 10 yaş ve sonrasında bu durumu felsefi olarak sorgulamaya başlayabiliyorlar.

Çocukların bununla nasıl baş edecekleri, içinde bulundukları yaş döneminin yanı sıra bu acı haberin onlara nasıl verildiğiyle de çok yakından ilgilidir. Çünkü her çocuğun bu kavramı algılama biçimi ve bu acı haberle baş edebilmek için ihtiyaç duyduğu destek birbirinden farklıdır. Örneğin sevdiği kişiyi kaybetmek, bazı çocuklarda “dünyanın güvenli bir yer olup olmadığının” sorgulanmasına, akıllarında“bir gün benim de başıma gelecek mi?, dedem yaşamını kaybettiyse annem ve babam da bir gün kaybedecek mi? v.b.” sorular doğmasına yol açar. Bu gibi durumlarda çocuğun “güvenlik algısı sarsılmıştır” ve ihtiyacı; güven odağı olarak görebileceği bir kişi tarafından kaygılarının giderilmesidir. Ya da bazı çocukların ölüm karşısında akıllarına gelen ilk soru güvenlikle ilgili değil de sevgiyle ilgili olabilir: Annem beni çok seviyordu, şimdi beni onun yerine kim sevecek? Çocukların bu durumla ilgili bu tür sorularına doğru ve uygun yanıtlar vermek ve bu hassas dönemde onların psikolojik ihtiyaçlarını karşılamak, bu durumla baş edebilmelerine yardımcı olmak adına çok kritiktir. Bu noktada çocuğun psikolojik ihtiyaçlarını anlamak ve bu ihtiyaçları giderebilmek için onun mizaç tipini bilmek çok önemli bir anahtar görevi görür. Çünkü çocuğun dünyayı algılayışı, ihtiyaç ve beklentilerini belirleyen mizaç tipi,  onun bu kritik süreçte aklından ve kalbinden neler geçtiğini anlamamıza ve nasıl bir desteğe ihtiyaç duyduğunu bilmemize yardımcı olur. Bu nedenle bizler, daha ilk görüşmede çocuğun mizaç tipini belirleyerek işe başlıyor ve sunacağımız desteği, çocuğun mizaç tipine göre yapılandırıyoruz. Ayrıca bu süreçte en az çocuk kadar zorlanan aile üyelerinin de aklından geçen kritik sorulara yanıt vermeyi çok önemsiyoruz.

Aile üyeleriyle üzerinde durduğumuz öncelikli sorulardan bazıları;

Çocuğa bu haberini kim vermeli?

Çocukla nasıl bir ortamda konuşulmalı?

Çocuk bu haberi “duymazdan gelirse”, “hiçbir şey söylemeyip donakalırsa” ne yapmalı?

Çocuk çok ağlar, bağırır, tepinir ve ölen kişinin geri gelmesi için tutturursa ne yapmalı?

Çocuk cenazeye götürülmeli mi?

Çocuk bu haberi aldıktan sonra hangi soruları sorabilir ve bu sorulara nasıl yanıt verilmeli?

Çocuk cenaze ortamına maruz kalmaması için anneanne, dede, hala, teyze v.b. bir yakının evine gönderilmeli mi? Yoksa bu durum onda “uzaklaştırılma-istenmeme” hissi oluşturur mu?

Ayrıca ölüm son derece travmatik ve çocuğun yaşamı boyunca silinmeyecek izler bırakabilen bir durum olduğundan; tüm mizaç tiplerindeki çocuklar için hiç zaman kaybetmeden bir profesyonelden destek alınmasını şiddetle tavsiye ediyoruz. Biz yetişkinler “henüz haberi yok” diye düşünürken, çocuklar ölümün ağırlığını çok çabuk ve çok kolay sezebiliyorlar. Bu kritik süreçte bir an önce uygun bir yaklaşım belirlenmesi ise bu durumun çocuk için yaralayıcı olmanın aksine olgunlaştırıcı bir deneyim olmasını sağlayabiliyor.

Daha detaylı bilgi ve randevu almak için bizi aşağıdaki telefon numaralarından arayabilirsiniz.

Tel: 0212 543 33 20

Tel: 0532 624 92 66

Bir önceki yazımız olan Çocuklarda Öfke ve Saldırganlık başlıklı makalemizde Çocuklarda, Öfke ve Saldırganlık hakkında bilgiler verilmektedir.

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir