Dokuz Tip Mizaç Modelinin Travmatik Olaylara Yaklaşımı

Travmatik olaylar,  kişinin kendisinin yahut başkalarının fiziki bütünlüğüne tehdit oluşturan (kişinin kendisinin yaşadığı yahut şahit olduğu) benlik bütünlüğünü parçalayan olayları kapsamaktadır. Bu olaylar, bireyin yaşamsal bütünlüğüne karşı bir tehdit oluşturup yaşamsal bütünlüğünü bozan, bireyi zorlayan ve baş etme becerilerini aşan olaylardır. Deprem, sel gibi doğal afetler, fiziksel ya da cinsel saldırılar, yangın, patlama, kazalar, işkence ve benzeri kötü muamele, sevilen birinin beklenmeyen bir şekilde ölümü ya da yaşamı tehdit eden bir hastalığa yakalanması, çocukluktaki ihmal, istismar, şiddet, taciz, tecavüz gibi olaylar, travmatik yaşantılara örnek olarak verilebilir.

Bireyler travmatik olaylarla, olayı doğrudan yaşayarak, olaya tanık olarak, olayı yaşayan insanlara yardımda bulunarak ya da olayın sevdiği bir kişinin başına geldiğini öğrenerek karşılaşabilir. Yaşanan travmatik olay karşısında birey, korku, dehşet, çaresizlik, suçluluk ve utanç gibi duygular hissedebilir, çocuklarsa dağınık ya da huzursuz hissedip saldırgan davranışlarda bulunabilir. Travmatik  olaylar kişinin yaşama uyumunu bozar ve olağan baş etme becerilerini yetersiz hale getirir. İşkence, savaş, tecavüz gibi insan eliyle oluşturulmuş şiddet olayları kasıtlı travmalar olarak adlandırılır. Yaygın bir toplumsal sorun olan şiddet, travma sonrası stres bozukluğundan (T.S.S.B) kalıcı kişilik değişimlerine kadar olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir. Zorunlu göç, soykırım insan elinden kasıtlı olarak çıkan ve belirgin ruhsal sorunlara yol açan travmalara verilebilecek diğer örneklerdir.

Travmatik olayın etkileri tehdit edici doğasıyla, fiziksel ve ruhsal sağlığımızın yanında sosyal varlığımızı da zedelemesiyle yaşam boyu sürebilmektedir. Bu olayla birlikte kişinin kendisi ve dünyayı algılama şekli derinden etkilenir. Travmatik olayın tehdit ediciliği ve maruz kalan bireyin başa çıkma becerileri arasındaki ilişki, travmanın göreceli yanını oluşturur. Tehlikenin doğası, baş etme becerilerini aştığında yaşantı stresli ve zor bir olay olmaktan çıkarak travmatik hale gelir. Bireyin herhangi bir olayı stresli yaşantı olarak algılaması ve baş etme becerilerinin gücü ise onun mizaç tipine bağlıdır.

Dokuz Tip Mizaç Modeli’ne göre her bir mizaç yapısının travmayı algılaması ve travmanın hayatlarında bıraktığı izler birbirinden farklı olmaktadır. Bireyin mizacına uygun bir yaklaşım sergilenmesi sayesinde bu zorlu dönemin kolaylaşması ve mümkün olan en sağlıklı şekilde atlatılması mümkün olabilmektedir.  Mizaç tipine göre bireysel tedaviyle birlikte etkin sonuçlar alındığı görülmektedir. Dokuz Tip Mizaç Modeli travmanın kalıcı etkileri nedeniyle yaşam kalitesi bozulan kişilerin “nasıl tedavi” edileceğine dair etkisi kanıtlanan çalışmalar sürdürmektedir. Örneğin; Entelektüel Dinginlik Arayan Mizaç Tipindeki (DTM6) bir birey, olumlu olumsuz bütün ihtimalleri bir arada düşündüğü ve kötü ihtimaller üzerinde gereğinden fazla durduğu için travma yaşantısıyla birlikte etrafındaki diğer insanlara dair yoğun bir endişe ve korku yaşayabilir. Bu durumda kişiye güvende hissettirilmesi önemlidir. Zira bu dönemde kişinin güven ve emniyetle ilgili daha güçlü bir arayışı söz konusu olacaktır. Travmatik yaşam olayı bulunan kişinin etrafındaki diğer kişilerin bu ihtiyaca dair hassasiyetleri, bu dönemin çok daha sağlıklı geçmesine vesile olacaktır. Duyguları Hissetmeyi Arayan Mizaç Tipindeki (DTM2) bireyler ise duygusal ve ilişki odaklı yapıları nedeniyle travmaya dair olan süreçten duygusal açıdan çok daha fazla etkilenirler. Bu süreçte hissedecekleri en ufak bir ilgi ve sevgi azalması, onları mutsuz ve moralsiz bir duruma soktuğu gibi işlevselliklerini de önemli oranda azaltabilir. Bu mizaçtaki kişilerin travmayla ilgili olan dönemde yoğun bir sevgi, hoşgörü ve şefkat görmeleri, onların bu süreci çok daha kolay geçirmelerine vesile olacaktır.

Travma yaşantısından sonra acı, ağrı, yaralanma, bulantı, kusma, baş ağrısı, kanama, düşük gibi bedensel etkilerinin yanı sıra şaşkınlık, tedirginlik, depresyon, küntlük, duyarsızlık, kâbus, olay yeniden yaşanıyormuş gibi hissetme, unutkanlık, dikkati yoğunlaştırmada güçlük, cinsellikten kaçınma, iğrenme, cinsel isteksizlik, uyum sorunları, güven  kaybı, suçluluk, utanç, intihar, alkol-madde  kullanımı, kendine zarar verme davranışı, tedirginlik, uykusuzluk gibi psikolojik etkiler de görülebilmektedir. Travma sonrası stres bozukluğu, akut stres bozukluğu, disosiyatif belirtiler, travmatik yas, karmaşık travma sonrası stres bozukluğu, majör depresyon ruhsal travma ile ilişkili hastalıklar arasında sayılmaktadır. Psikoza yatkınlığı bulunan bireylerde ruhsal travma psikotik belirtilerin ortaya çıkma riskini arttırabilir. Dolayısıyla birey, yaşadığı olayı travmatik olarak algılıyorsa (olay bir başkası için küçük-önemsiz ya da çok zarar verici olabilir) bir uzmandan yardım alması önerilmektedir.

 

 

Bir önceki Aldatılma: Mizaç Aynasında Görünümü başlıklı yazımızı de okumanızı öneririz.

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir